Tutsak Ümitler

Tutsak Ümitler

Tutsak ümitler Şiiri

Yine gam tutsak etti ümitlerimi,
Yeşili özler oldum cennet memlekette.
Tersine yürüyorum akışın,
Bu yüzden zor, bu yüzden imkansız gülüşlerim.
Herkes başkaca hüzünlerin koynunda
ıstırapla debelenmekte.
Aşk söylüyor diller,
gönüller bihaber sevdadan, umuttan, insandan…
Hangi ufka çevirsem başımı,
Canım yanıyor ya akan kandan,
Ya da kansız ölüm, ayrılıktan…
Bombalar düşüyor geleceğe,
Kadınları erlerinden alıyor, anaları evlatlarından.
Mermiler sağanak, babalar oğullardan,
Babalar can kızlarından kopuyor.
Kan taşarken sermayenin ceplerinden,
Bıyık burkup gönül eğlerken gavatlar,
Çocuklar ayrılıyor yarınlardan…
Herkes düşmüş kendi derdine, ve de haklılar,
Ne çetin, kestiremedikleri yarın,
Ne acı! üç kuruşluk kayıplar…
Ne büyük dert, yeni moda ayakkabılar.
Öyle ya, hayat devam ediyor!
Bir haber bülteninde söylenir sayılar,
Onca şehit bunca Suriyeli
‘şuncak çocuklar’…
Sonra bir diyet haberi,
Beyzadelerden bir kaç martaval,
Geçer….
Gelir dizi vakitleri,
Ya da elde fotoğrafı çekilmiş kitaplar
Tatlılı tuzlulu sofralar,
Boy boy paylaşımlar.
medeniyet fışkırırken her kareden,
Övünürken diplomalarımızla
Ve yarışırken bilgimizle yarışmalarda,
Bilmedik iyi olabilmeyi,
Her şeye rağmen iyilikte direnmeyi…
Kirlendiğimizi farketmedik satır satır,
Sayfa sayfa döküldük bilmeden.
Ne beyhude okumaktır bunlar.
Aklın ve aşkın intiharları arasında kaybolduk
Ölüyor yarınlar,
Sokaklarda bencil gülüşmeler kulakları tırmalıyor
Nerden türedi bu hayasızlar.
Nerden çıktı bu umursuzlar.
Bekleme artık güzel kız,
O düşlediğin gök sineli yiğit yok.
Seni bakışından, seni sesinden,
Seni kendisinden bile esirgeyen o adam…
Ve sen adam,
Hani, o kadın gibi kadın yok artık, bekleme.
Az kilometre ötede, bombalar, mermiler, gaz yağıyor,
Orada insanlar, burada insanlık ölüyor.
kadınlık, adamlık ölüyor,
Aşk ölüyor,
Samimiyet ölüyor…
Bekleme çocukların tecavüze uğradığı yerlerde mutluluğu,
Abes oluyor!
Rahme düşeni aldırdıkları yerlerde,
meyve vermez ağaçlar, bekleme.
Sevmeyeni öldürmek hak,
Gideni döndürmek için bıçak olmuşsa helal,
Artık bastığın toprakta yetişecek bir umut yok
En siyahınızım ben, kabul,
Güneşsiz, rüzgarsız, havasız bir mezar.
Ellerim ışıksız renksiz bir kelepçede,
Dilim küfürde,
Kulağım sağır ayağım kırık…
Ama size ne oluyor da yatıyorsunuz yerinizde
Hani benim ya, karanlık

Sedat Kıpırtı

Bir önceki yazımda « makalem var.
yorum yok
33
18 Kasım, 2017
ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?