Kürt Şair Ahmet Arif Hakkında Herşey

ahmed arif kimdir

Ahmed Arif deyince; herkesin hatırına mutlaka bir şey gelir gibi sanki. Belki gözümüzün önüne Arif’in çehresi gelmez ancak ilhamını aldığı yüce ses bitiverir kulağımızda. Bir ses merak uyandırırken bir diğer ses bize umut salık verir. Ahmed Arif, kaleminden çıkan mürekkepte umuda, sevdaya, hasrete, onura yer verdiği gibi; bittabi kendine de yer vermeden geçmezdi herhalde. Söylediğine göre 1927 yılının Nisan ayında 21. günde doğmuştur. Diyarbakır’da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Önal’dır. Ahmed Arif olarak bilinir. İki yaşında kaybettiği öz annesi Sayre Hanım’dır. Kardeşinin doğumu sırasında yitirmiştir annesini. Sayre Hanım kürt kökenlidir, Ahmed Arif’i büyüten Arife Hanım ve Arif’in babası; Kerküklü Arif Hikmet kürt değildir. Rumeli’den göçtükleri söylenir. İlkokulu Diyarbakır Siverek İlkokulu’nda okuyan şair, Ortaokulu Urfa’da, liseyi ise yatılı olarak Afyon Lisesi’nde tamamlamıştır. 17 Yaşlarındayken Seçme Şiirler Demeti adıyla yayın yapan bir dergide, Neyzen Tevfik’le aynı sayfada şiirinin yayınlanmasıyla gelecek vadettiğini gösterir şair. O dönemin mizahını “Babamdan harçlık olarak 5 lira gelirken, dergi telifinden 10 lira alıyordum” diyerek yaşam öyküsünde dillendirmiştir.

Liseyi eğitimini tamamladıktan sonra askere giden Arif, 1947 yılında terhis olur. Askerliği biten Arif, yine 1947 yılının güzünde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü kazanır ve bu fakülteye kaydını yaptırır. Kampüs hayatında ideolojik olarak benimsediği komünizme yakın duran Türkiye Gençler Derneği’ne üye olur. Ahmed Arif 1951 yılında, Türk Ceza Yasası’nın 141. maddesine aykırı davranmak suçuyla tutuklanır. Bir süre cezaevinde kalan Arif, cezaevinden çıkar fakat 1952’de yeniden tutuklanır fakat bu kez iki sene hapis cezası alacaktır. Bu kez gizli örgüt kurmak suçuyla hüküm giymekten kurtulamamıştır. Bu cezaya ek olarak Urfa’da kamu gözetimi altında bulundurulma cezasına çarptırılır. 1955 yılında tahliye olur, artık Ankara yolu görünmüştür ancak eğitimi yarıda kalacaktır. Polis gözetimi devam etmektedir. Bu esnalarda dergilere yazmaya devam eder, farklı işlerde çalışır. 1967 yılında Aynur Hanım ile evlenir ve 1972 senesinde, hayatının en mutlu anı olarak betimleyeceği oğlu Filinta’yı kucağına alır.

Ahmed Arif kendine has lirik ve epik türde eserler vererek kendi üslubuyla Türk Edebiyatındaki yerini sağlamlaştırmıştır. Şair biraz da ezileni, halkını savunmalı değil mi? Ahmed Arif de bunu layıkıyla yapmıştır. Hem de yalnızca yaşadığı döneme hapsolmayıp geleceğe ışık tutarak yapmıştır. Tüm şiirlerinin biraraya getirildi Hasretinden Prangalar Eskittim eseri, 1968 yılında yayınlanmıştır ve şu an Türkiye’de en çok baskı yapmış kitaplar listesindedir. Farklı farklı yayınevlerinden ortalama 55. baskılarında seyreden kitap bugün yine yediden yetmişe rağbet görmektedir. Zirve yapan bu kitabının yanı sıra; Cemal Süreya‘ya Mektuplar ve Leylim Leylim kitapları bulunur. Ahmed Arif‘i hiç tanımayanlar ise şiirlerinin üstüne aranje edilen besteleri duyunca şaşkınlık içine girecektirler. Şairin hangi şiirini söylesek neredeyse aklınıza bir beste gelecek bizce. Ahmet Kaya’dan Cem Karaca’ya birçok ünlü sanatçı, Arif’in şiirlerine beste yapmıştır. Birkaçını söyleyecek olursak; Terk Etmedi Sevdan Beni, Hasretinden Prangalar Eskittim, Unutamadığım, Ay Karanlık, Adiloş Bebe, Leylim Ley ve dahası. Ahmed Arif’in en büyük aşkı Leyla Erbil iledir ve Leylim Leylim kitabında Leyla Erbil’e mektuplar kısmında bu aşka tanıklık edilebilir. Şair Ahmed Arif, ne yazık ki Ankara’daki evinde 2 Haziran 1991 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir. Şairin ölümünden sonra oğlu tarafından çıkarılan, içinde Ahmed Arif’in el yazısıyla yazılmış eserlerine de yer verilen ve başarı yakalamış bir kitaptır.

Bir önceki yazımda « makalem var.
yorum yok
115
1 Ocak, 2019
ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?