Yusuf Akçura Kimdir

Yusuf Akçura Kimdir

Yusuf Akçura Biyografisi

İstanbul’dan sürgün ile ayrıldığı için 1903 yılında İstanbul’a dönemedi, o da Kazan’a amcasının yanına gitti. Kazan’da 4 yıl Tarih, coğrafya, ve Osmanlı Türk Edebiyatı öğretmenliği yaptı. Bu arada Şura-yı Ümmet ve Meşveret gazetelerinde adsız yazıları yayımlandı. Yazdığı Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi ile Türk siyasal hayatında meşhur oldu ve bu makalesi 1904 yılında Kahire‘de “Türk” adlı gazetede çıktı.
Fransa‘da iken Paris Siyasal Bilgiler Okuluna 3 sene devam etti ve “Osmanlı Devleti Kurumlarının Tarihi Üstüne Bir Deneme” adlı tezini vererek okuldan, üçüncülükle 1903 yılında mezun oldu.

Bu 32 sayfalık Üç Tarzı Siyaset isimli dizi makalesi Türkçülük akımının manifestosu olarak kabul edildi. Yusuf Akçura, Osmanlı İmparatorluğu’nun tekrar toparlanabilmesi için üç ana görüşün bulunduğunu (Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği)ve bunlar arasında en uygununun Türk Milliyetçiliği doktrini olduğunu savundu.

Erkân-ı Harbiye sınıfına ayrıldıktan sonra askeri mahkeme tarafından müebbet olarak Libya‘da Fizan‘a sürgün edildi ve askerlikten uzaklaştırıldı. Fizan’a sürgün edilen diğer 83 kişi ile beraber 1899 yılında Trablusgarp‘a ulaştı. Onları Libya’da Fizan’a gönderecek yol parası bulunamadığından Trablusgarp’ta hapsedildiler.
1897 yılında Rusya Türkleri ile Osmanlı Türkleri’ni tanıştırma amacıyla Malumat Dergisi’nde “Şehabettin Hazret” adlı ilk makalesini yayımladı. Harbiye 2. Sınıfta iken Türkçülük hareketlerine katılmaktan dolayı 45 gün ceza aldı.
Burada okurken Necip Asım Yazıksız’ın, Veled Çelebi’nin, Bursalı Tahir Bey’in Türkçülük fikrine ait yazıları ile İsmail Gaspıralı‘nın Bahçesaray’da yayımlanan ve bir ara istanbul’da da dağıtılan Tercüman Gazetesi Türkçülük fikirlerinin gelişmesinde önemli rol oynadı.

2 Aralık 1876 tarihinde Ulyanovsk, Rusya‘da doğmuştur. Ailesi Kazan’a göç etmiş Kırım Türklerinden aristokrat bir aile idi. Babası çuha fabrikası sahibi fabrikatör Hasan Bey, annesi Yunusoğulları’ndan Bibi Kamer Banu Hanım idi. Babası 2 yaşında iken öldü.
İttihat ve Terakki Partisi’nin girişimleri sonucu bir süre sonra şehir içinde serbest dolaşma izni aldı ve bazı resmi görevler aldı. Aynı yıl, kendisiyle birlikte sürgün edilmiş olan Ahmet Ferit Bey ile Fransa‘ya kaçtı.
Annesi 1883 yılında İstanbul’a taşındı ve orada Dağıstanlı Osman Bey ile evlendi. Üvey babası onunla yakından ilgilendi ve asker olması için Kuleli Askeri Lisesi’nde okuttu. Ardından 1895 yılında Kara Harp Okuluna girdi.

Bir önceki yazımda « makalem var.
yorum yok
63
7 Ağustos, 2017
ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?